×
Hazırlayan
Kobiden
Published
7 Ara 2010
Reading time
13 minutes
Share
Download
Makaleyi yükle
Yazdır
Yazdırmak için buraya tıklayın
Text size
aA+ aA-

Tekstile 'Made in Turkey' damgası

Hazırlayan
Kobiden
Published
7 Ara 2010

BURSA - Avrupa'nın tercih ettiği tekstil üretim merkezi Türkiye, 'Made in Turkey'i marka yaptı. Etiketlerde 'Made in China' ibaresinin dünya genelinde talep görmemesi ise Çin'in bile artık Türk malı istemesine neden oluyor. Cumhuriyetin 100'üncü yılı 2023 vizyonunu 60 milyar dolar ihracat olarak belirleyen tekstil ve konfeksiyon sektörü 'Made in Turkey'in de gücünü alarak bundan sonraki dönemde şahlanacak.

Türkiye'de tekstil ve hazır giyim sektörünün bittiği yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını ifade eden tekstilciler, 2009 krizi sonrası sanayi yapılanması zarar gören Avrupa'nın düştüğü duruma düşülmemesi için üretimden vazgeçilmemesi gerektiğine de dikkat çektiler. Tekstil ve hazır giyimcileri taleplerinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a aktarılması konusunda sıkıntılar yaşandığını da kaydederek, ihracat şampiyonu ve istihdam deposu tekstil ve hazır giyim sektörünün krizlerin ardından yaşanan dönüşüm sürecini doğru değerlendirerek uluslar arası rekabette avantajlı konuma geçtiğini söylediler.

Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD) ve DÜNYA Gazetesi tekstil ile hazır giyim sektörü temsilcilerini bir araya getirdi. DÜNYA Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ'ın moderatörlüğünde BUSİAD binasında düzenlenen toplantıya İstanbul Hazır giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, Yeşim Tekstil CEO'su ve UİB Koordinatör Başkanı Şenol Şankaya, Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD) Başkanı ve Etay Giyim Genel Müdürü Arif Özer, Bursalı Havlu Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Bursalı, ESC Tekstil Genel Müdürü Günal Baylan ile Femteks Limited Şirketi Genel Müdürü Fehmi Osanmaz katıldı. DÜNYA Gazetesi Bursa Temsilcimiz Ömer Faruk Çiftçi de sektör temsilcilerine sorular yöneltti.

Toplantıda Türkiye'nin tekstil altyapısı, üretim kabiliyeti, verimlilik ve kalite anlayışı nedeniyle artık organizatör ülke konumunda olduğu da vurgulandı. Sektör sorunlarının masaya yatırıldığı toplantıda, Türkiye'de birkaç spesifik alan dışında korumacılık önlemlerinden vazgeçilmesi gerektiği de kaydedilirken, tekstil ve hazır giyimin bütünlüklü bir sanayi politikası içinde konumlandırılarak gelişimine olanak sağlanması gerektiği belirtildi


Tekstil ve hazır giyimde organizatör ülke olmalıyız


Hikmet Tanrıverdi / İHKİB Başkanı


Türkiye'de özellikle pamuk ipliğinde koruma tedbiri var. Dünyada en yüksek özellikli makineyi de alsanız bir yere kadar rekabet edebileceksiniz. Ölçek ekonomisinde düz üründe yenilmek zorundasınız. Spesifik üründe, teknik tekstile yönelik ürün noktasında da çok az yatırım var. Ancak yatırımlar daha çok standart ölçülere uygun yatırımlar olarak şekilleniyor. Ne kadar doğru yatırımlar olduklarını sorgulamak gerek. 2011 Kasım'da antidamping süresi doluyor. Kalkması lazım ama işlerde hafifleme olduğu anda, 'fabrikalar kapanıyor ithal mal geliyor' diye yine problemler başlayacak. Türkiye artık birçok üründe dünyaya açık bir ülke. Konfeksiyonda özellikle aramalı ve hammadde kısmında elini daha ucuz, kalitesini yakalayabildiği ürünlerle kuvvetlendirmesi lazım. Korumacılık önlemlerinden kaçmalıyız. Bunun gayriahlaki tarafı da var. Ciddi oranda kayıtdışı ortaya çıkıyor. Türkiye'de artık hammadde konusunda belki birkaç spesifik alan seçilebilir ama genel olarak serbest bırakmak lazım. Türkiye'nin üretmediği ya da üretim kalitesinin yetmediği noktalarda artık korumacılık kalkmalı. Ama mesela ev tekstili Türkiye'nin dinamosu oldu. Onu çok da ayaklandırmadan koruma altında tutmak lazım. Ölçek ekonomisine yenileceğimiz alanlarda korumacılık yaparsak ondan sonra gelen sektörü bitiririz. Ölçek ekonomisiyle ürün kalitesini farklılaştıracak önlemler almak lazım.

Siyasiler tekstil sektöründen çıkılması gibi bir görüşe sahip. Türkiye tekstili hala öğrenme sürecinde.  Örneğin Türkiye, Rusya'da 50 milyar dolarlık pazara sahip. Bu pazardan vaz mı geçeceksiniz. Böyle büyük bir sektörü bir anda yok edemezsiniz. Türkiye bu işi daha uzun yıllar yapacak. Ama tabii bir eleme olacak. Verimliliği yapamayan, elenecek.

Yurtdışı fuar ve mağaza desteği verilmeli

Yurtdışında 2000'e yakın Türk konfeksiyon satış mağazası var. Bu rakamlara gelmek önemliydi. Bunu artırabiliriz. Bir senede 4 bin 8 bin olur. Beklentimiz bu yönde. Örneğin büyük mağazalardan birine 200 mağaza desteği verelim. Çin'de gider ve 1 yılda 200 mağaza açar veya bir markayı satın alır. Çin'de bir ucuz bir de İtalyan pahalı markaları var. Ara seviyede büyük boşluk var. Türkiye'den hangi marka gitse o ara seviyeyi doldurur. Bir çok yerde aslında ürün satabilecek kapasitemiz var. ABD bizim için büyük pazar ama girmek için destek lazım. Buralara tek başına birilerinin kendi maliyetleriyle gitmesi çok zor. Orada da pazarlama ve dağıtım ağı var. Bu noktada devlet olarak destek olmamız gerek. Tasarım noktasında da ciddi destekler vermemiz lazım. Bugün 27 üniversitede tekstil konfeksiyon dersleri var ama çağın gereklerine ne kadar uygun sorgulamak lazım. Moda fotoğrafçısından pazarlamacısına kadar yeni dallar var. Kendi dar imkanlarımızla bunlara destek veriyoruz ama yeterli değil.

Türkiye Hindistan'dan sonra organik pazarda dünyanın en büyüğü. Ama buradan büyük pay alamadık. Bu bilgi birikimiyle biz çok rahat yapabiliriz ama desteğimiz yok. Firmalar kendi kendine yapmaya çalışıyor. Buralarda da özendirmenin rolü ortaya çıkıyor. Markaların, etiketlerin hızlı bir şekilde özendirilmesi ve desteklenmesi gerekiyor. Ben konfeksiyon ve tekstil sektörünün var olacağına, ikisinin birbirini büyüteceğine inanıyorum. İhracatın 2023 vizyonunda 60 milyar dolarlık ihracat hedefi koyduk. Bunu nasıl yapacağız dediğimizde anahtar kelime organizatör ülke olmamızdır. Firmalarımız burada yaptığı üretimi, know how'u sayesinde dünyanın herhangi bir yerinde yapabilir ve satabilir. Afrika yarın ciddi bir üretim pazarı olacak. Know how'u organizatör ülke olarak yapabiliriz. Doğru desteklerle doğru motivasyon moralle yapabiliriz. Devlet büyükleri bu sektör bitti gözüyle baktığı müddetçe insanlar çocuklarını eğitime yollamıyor. Bu söylemeleri daha dikkatli yapmalıyız ki sektör yoluna devam etsin.

Başbakanı yanıltıyorlar

3. ve 4. bölgelerde biraz daha taşınmayı destekleyecek destekler verilse kayıt dışılık azalıyor. Bizim haziran-temmuz verilerine göre 800 bine yakın tekstil ve hazır giyim konfeksiyon işçimiz var. Ama sektörel ayrımlar yapılırken sadece üretim bazlı bakılıyor. Bunun yanında yaklaşık 500 bin kişilik perakende sektöründe çalışan tekstille ilgili insan var. Toptancılar var. Bunların hepsi ayrım yapılırken ticaret kategorisine giriyor. Bununla birlikte rakam tekstil ve hazır giyim istihdamı 1.5 milyonu geçiyor. Bu konuda Başbakanı yanılttıkları nokta şu; '700 bin kayıtlı çalışan var. Sektör temsilcileri 2 milyon diyor', deniyor. Geri kalanı kayıt dışı gibi görülüyor. Tekstil ve konfeksiyon bugün 1.5-2 milyon insanın sigortalı olarak çalıştığı sektördür. SGK kaydına bakarak kestirip atılması yanlış. Bizim anlatamadığımız da bu.


Sektör değişimi dış etkenlere rağmen iyi yönetti


İsmail Gülle / İTHİB Başkanı


Sektörde 2005 yılından sonra yaşanan değişim ve dönüşümü bazı firmalar iyi okudu. Kimse Çin'le rekabet edemeyeceğini gördü ve kendini farklı kulvara taşıma gereği gördü. Teknik tekstiller totalde çok görünmese de dünya ticaretinin yüzde 15'i teknik tekstillerle dönüyor. Türkiye'nin teknik tekstil ihracatı 1 milyar dolar. Bu az gibi görünse de önceden bu kadar da yapılmadığı hatırlanmalı. Pek çok tekstilci bu dönüşüme uyum sağladı. 2005 ve sonrasında tekstil sektöründe sadece iplikte 200 fabrika kapandı. Buna rağmen hiçbir dönemde tekstil ve hazır giyim ihracatında 2009 yılı haricinde düşüş yaşanmadı.

Asıl önemli olan maçın içerisinde kalmak. 2 sene önce deselerdi ki, 2010 senesinde pamuk 140 yıllık bir rekor kıracak, hammadde bulunamayacak, kapalı fabrikalar açılacak ve sen çalıştıracak işçi bulamayacaksın, inanmazdık. Ama bugün kapalı iplik fabrikaları açıldı, çalışıyor. Pamuk toplanmadan satılıyor. Bu dönem içinde kendi işletmemde dahil en büyük sorunumuz çalışacak eleman bulmak. Sektörün bittiğine dair öyle bir hava yaratıldı ki, biz de bu söylem içinde 'batıyoruz' diye feryat ettik. Şimdi işçi bulmakta zorlanıyoruz, üniversiteler öğrenci bulamıyor. Gelecekle ilgili çok iyi bir vizyon çizmemiz lazım. Çocuklarımıza bu enerjiyi bırakmamız lazım. Tekstil sektörünün geleceğe ihtiyacı var.

Çin'de artık kimse bir tas pilava çalışmıyor

Krizler tekstil sektörünün gelişmesinde itici bir güç. 2009 krizinde yaklaşık 1 milyon iğ iplik yatırımı yapıldı. Bu da Türkiye'nin bugünkü kapasitesinin yaklaşık yüzde 15'ine yakın. Yatırımlar 2010'da da devam etti.  2009'da iplik üreten fabrika işçilerinin yarısını çıkardı, üretimi düşürdü, neredeyse kapatacaktı. Diğer ülkelerden gelen yatırımlarla yeniden üretime başladı. 100 yıllık örgü makinesi üreticisi Mayer konkordato ilan etti, şimdi 8 ay sonrasına tarih veriyor. Oyun içerisinde kalmaktan kastım buydu. Çevremizdeki gelişmeler bize farklı bir gelecek hazırlıyor. Herkes Türkiye'nin gittiği yolu kendine model alıyor bugün. Yani hammadde satmak yerine katma değerli işlenmiş ürün satmaya yönelik bir eğilimi var. Yanlışlar da var ama biz köklü sanayisi olan bir ülke değiliz. Sanayiciliği yapa yapa, boza boza öğreniyoruz. Ben Mart ayında iplik siparişi verdim. 2011'in 8. ayında teslim edecekler. Kriz öncesinde siparişler 4 ayda teslim ediliyordu. Tekstil öldü bitti, diyenlerin bunu iyi analiz etmesi lazım. Tekstilde yaratılan bu psikoloji sadece bize mahsus değil. Hindistan ve Çin'de de aynı problem var. Bugün kimse Çin'i tehdit olarak almıyor. 5 yılda öyle büyük değişim yaşadı ki Çin bile Bangladeş, Kamboçya, Vietnam'dan rekabette şikayetçi. Çin de alıcı hale geldi artık. Artık kimse bir tas pilava çalışmıyor.


Made in Turkey artık başlı başına bir marka oldu


Şenol Şankaya / Yeşim Tekstil CEO'su


Aşırı değerli euro politikasıyla üretim gücünü yavaş yavaş kaybeden Avrupa'nın bugün düştüğü duruma düşmemek için bazı tedbirler alınmalı. Bu durum Avrupa'yı ithalata itti, ülkeler şantiyelere döndü. Her yerde inanılmaz ucuz ithalat. Avrupa böylece bütün üretim kabiliyetini kaybetti. 2009 krizinde de dağıldı. Yunanistan Nike'taki en büyük rakibimizdi. 2005-2009 döneminde rekabet gücünü kaybetti. Şu anda öyle bir firma yok. Bu noktada Avrupa'dan ders almalıyız. Sanayicinin Türkiye'deki üretimi her şekilde desteklenmeli. Her ülkenin kendine has sektörleri vardır. Türkiye'de bu sektör 50 yıllık tekstil ve hazır giyimdir. Avrupa'nın tekstilden uzaklaşmasının nedenini 'hammadde sıkıntısı çekmesi' idi. Şimdi biz de yanlış tarım politikaları nedeniyle pamuk üretiminde 900 bin tonlardan 300 bin tona geriledik

Kendi kendimizin rekabetini yok ettik. Ama hem istihdamda hem de ihracatta Türkiye'nin tutunduğu sektör tekstildir. Bugün Avrupa'nın tercih edilen en büyük üretim merkezi haline geldik. Krizden sonra Türkiye üretim yapılması istenen bir ülke. Çin bile artık Türk malı istiyor. Çünkü kimse etiketlerde Made in China görmek istemiyor. Made in Turkey görmek istiyor. Biz ülke olarak üretici marka olduk. Bunu iyi kullanmamız lazım. Made in Turkey artık başlı başına dünyada bir marka oldu. İtalya belki bizim biraz üstümüzde ama diğer ülkelerle aramızda ciddi fark var. Bugün Çin tek başına bu sektörü besleyemez. 10 sene dünyaya üretti, şimdi en büyük tüketici oldu. Avrupa kadar tüketen bir nüfus oldu. Her sene bu tüketim pazarı artacak. Üretmeyi değil artık almayı isteyecekler. Nike artık bugün Çin'e mal yetiştiremediği için Türkiye'den tedarik edip yolluyor. Bu sektör kamu gözünde de canlanması gereken bir değer olmalı. Gelecek için önemli bir değer. Bizden sonra gidecek bir yer de yok. Biz Hong Kong gibi ciddi bir ticari üs olacağız ve diğer ülkelerden malı alıp Türkiye'den satıyor olacağız. Bugün bir kalemde çizilecek bir birikim yok Türkiye'de. Tüm bürokratların da bu gerçeği görmesi lazım. Bu sektör gitmiyor, yeni başlıyor.


Sektöre iadei itibar yapalım


Arif Özer / BUSİAD Başkanı ve Etay Giyim Genel Müdürü


Türkiye'nin özellikle son 8 yıl içinde yürüttüğü para politikaları, yüksek faiz, düşük kur politikaları emek yoğun sektör olduğu için hazır giyimi çok fazla etkiliyor. Çin örneğinde olduğu gibi gelişmekte olan ülkeler istihdam deposu olan bu sektörü teşvik ederek rekabet güçlerini artırıyorlar. 2001 yılında bin dolara 7 eleman çalıştırırken şimdi 1.6 eleman çalıştırabiliyoruz. Bu da hazır giyim sektöründeki sorunları ortaya koyuyor. Türkiye 1980'den sonra hazır giyimde büyük bir ivme kazandı. Ancak aynı oranda eğitim ve bilimsel çalışma sektöre adapte olamadı. Son yıllarda bu sektör geri kalmış ülkeler sektörü gibi nitelendiriliyor. Oysa sektöre iadei itibar yapalım. Yerine yeni bir sektör koymadan bir sektörü silmeye çalışıyorsunuz. Çünkü kasım sonu itibariyle hazır giyim ve tekstilin ihracatı 21 milyar dolar oldu. Gözbebeğimiz otomotiv ise 17 milyarda kaldı. Öte yandan Ar-Ge, tasarım, moda ve markalaşmadan bahsediyoruz. Özellikle teknik tekstil ülkeyi kurtaracakmış gibi bir hava yaratıldı ama volümü az bir bölüm bu. Türkiye'de yüzde 3.5 civarında bir paya sahip. Dünyada da bu rakam çok fazla değil. Oysa volüm yapan, istihdam yaratan alanlara yoğunlaşılmalı. Bu alanlarda da marka yaratma, Ar-Ge öne çıkmalı. Burada da Ar-Ge yapmaya, tasarım yapacak kaynakları yaratmaya, paraları kazanmaya sistem mani oluyor. Her şeyden önce para politikasının yatırıma, üretime, ihracata yönelik politikalar üretmeden sorunlara çare bulmak mümkün değil. Öncelikle genel politikalar gözden geçirilerek bütünlüklü bir sanayi politikası içinde tekstilin hazır giyimin konumlandırılarak gelişimine olanak sağlamak gerekir."


İşletme verimliliğini öğrenmeliyiz


Fuat Bursalı / Bursalı Havlu Yönetim Kurulu Başkanı


Emtia fiyatları ve kur politikalarında sanayicilerin ciddi sıkıntıları var ancak, burada sanayicilerin eksiği de var. Özellikle küçük ve orta ölçekli sanayici ihracatçı arkadaşlarımızın kendi bünyelerinde finans yapılarının doğru yönetilmediği, bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını görüyorum. Bu anlamda derneklerin ve basının Kobi ölçekli sanayicilere para enstrümanlarının nasıl kullanılması gerektiği, ithalat ve ihracat konusunda bilgi vermesi, destek olması gerekiyor. Ayrıca tekstilin bittiği söylemleri gençlerin bu alana yönelmesini engelliyor. Tekstilcilerin bir kısmı da farklı alanlarda faaliyet göstermeye başlıyor. Üretimi kesemezsiniz. Tekstilciler olarak birilerine rağmen hala ayaktayız. Ancak işletme verimliliği de sağlamayı öğrenmemiz gerek.


Tekstil envanteri çıkarmamızda fayda var


Günal Baylan / ESC Tekstil Genel Müdürü


Bugün tekstilciler olarak ayakta kaldıysak yarattığımız katma değer yüzünden kalmışızdır. Verimli olun diyorlar. Verimli olmasaydık bugün burada olmazdık. İnsanlar çıplak dolaşmadıkça, taşların üzerine oturmadıkça biz bu işi yapacağız. Biz kalite ve verimliliği geçtik. Artık marka olduk. Bursa'nın tekstil merkezi olmasından dolayı çok mutluyum. Bölgesel kalkınma için bazı illere teşvikler veriliyor. Ama Bursa'nın tekstil geçmişi 100 seneden fazladır. Bu kadar yıl ve emekten sonra bazı para politikaları nedeniyle 'gidin başka yerde üretim yapın' denmesi yersiz. Neden bu kenti tekstilden uzaklaştıralım. Bursa gibi Denizli, Uşak da tekstilde kümelenme olmuş illerdir. Biz artık tekstilin özenti bir sektör olduğuna inanmıyoruz. O kısım bitti. Bugün iş yapanlar bilgili insanlar. İhracata, ihracatın kalite ve katma değer getirdiğine, bizi kayıt altına aldığına inanıyoruz. Bu nedenle ihracat gerekli. Sıcak para bizim için en büyük sorun. Dolayısıyla ne kadar katma değeri yüksek olan mallar satarsak satalım kayıp yine de fazla. Üretimin durmasıyla tehlikeli çanlar çalmaya başlayacak. Para akışı kesildiği zaman bir borçları nasıl ödeyeceğiz. Üreterek kazanacağız. Üretimi kesmemekte fayda var. Bizim bir tekstil envanteri çıkarmamızda fayda var. Öte yandan taleplerimizin hükümet kanadında danışmanlar tarafından yanlış aksettirildiğini, bazı konuların anlaşılmadığını hissediyoruz. İnsanlar başbakana çıktıklarında isteklerle çıkıyor. Önemli olan sorunların iyi yansıtılması. Ben sorunların iyi yansıtıldığını düşünmüyorum. Başbakanın dışında da ekonomiyle ilgili merciler topu aralarında gezdiriyorlar.


Hükümet sanayicisine güvenmiyor


Fehmi Osanmaz / Femteks Limited Şirketi Genel Müdürü


Önceki yıllarda empirme, desen, tasarım konusunda Avrupalı firmalardan randevu alamazdık. Bugün fuarlarda İtalyanlarla karşılıklı bulunuyoruz. Aynı ayarda kumaş üreten bir ülke olduk. Tasarım konusunda iyi yerdeyiz. Dünyada volüm yapan firmaların üreticisiyiz. Desenlerimizi satıyoruz. Altlarda değiliz, çok üstte de değiliz. Eskiden desenleri onlar getiriyordu. Şimdi bizden alıyorlar. Kumaş ithal ediyoruz. Hükümet destek olması gerekirken 1 dolarlık kumaşı referans fiyatı diye belirlediği 1.30 üzerinden tahsil ediyor. Sanayicisine güvenmiyor. Aslında serbest olması gerekiyor. Yoksa burada üretip satmamız mümkün değil. Bu nedenle ara ürünler ve hammaddede referans fiyatı kalkmalı. Tekstilin geleceğine yatırım yapmamız lazım. Bugün tekstil okuyan öğrencileri umutsuz. Hindistan bizim 70'li yıllarımız gibi. Ama inanılmaz bir organizasyon içindeler. Bizim gibi Türkiye'den, İtalya'dan Bangladeş'ten sanayicileri davet ederek ağırlıyorlar, fuar organizasyonu yapıyorlar.


 

Copyright © 2022 Kobiden. Tüm hakları saklıdır.