Theresa May’in 50. Maddeyi İşleme Koymasının Ardından İngiliz Modasının Durumu Ne Olacak?

Bir yıl önce, İngiliz modası Brexit’e karşı tamamen açık bir duruş sergiledi. Londra merkezli tasarımcıların tahminen %90’ı Avrupa’dan ayrılmayı dehşet içerisinde karşılarken, çoğu bu tür bir ayrılığa karşı görüşlerini kesin bir şekilde ifade ettiler. Bugün ise bu ayrılık için kaygılı bir bekleyiş başladı.


Gareth Pugh - Fall-Winter2015 - Womenswear - London - © PixelFormula


23 Haziran referandumundan dört ay önce, 23 Şubat 2016 tarihinde, Burberry The Times’ta Remain tarafını destekleyen bir mektup yayınladı. Oylamadan birkaç hafta önce Vivienne Westwood insanları oy vermeye ve Avrupa’da kalmaya davet eden bir T-shirt ile karşımıza çıktı. Westwood Brexit’e karşı açık bir mektubu imzalayan 282 kreatif isimden birisiydi. Wolfgang Tillmans tarafından Avrupa taraftarı posterler hazırlandı ve Haziran ayında London Collections sırasında British Fashion Council (İngiliz Moda Konseyi) resepsiyon alanının duvarlarına asıldı.

Ama bugün, Başbakan Theresa May Madde 50’yi işleme koydu ve İngiliz moda endüstrisi avrupa’dan ayrılmaya yönelik dramatik acelenin etkisi altında kaldı. Tasarımcılar ve moda sektörünün yöneticileri ile gerçekleştirilen görüşmeler ortaya çıkacak sonuca yönelik önlemlerin değerlendirildiğini, bunun yanı sıra oldukça olaylı olacak ayrılığa yönelik genel bir üzüntü duyulduğunu gösterdi.
Avrupa Konseyi başkanı Donald Tusk’a elden teslim edilen May’in mektubu ile Birleşik Krallık’ın 44 yıllık bağını kopararak Avrupa Birliği’nden ayrılmasının yollarını belirlemeye yönelik iki yıl sürecek müzakere sürecinin başlatılmasını sağladı.

Moda severler arasında, Brexit’in sektör için büyük sonuçları olacağına yönelik bir şüphe bulunuyor. İngiltere dünyanın en ünlü moda okulu, Central St Martin’s’e sahip, ve kıtadaki moda evleri için tasarım alanındaki yetenekleri yetiştiriyor. Muhafazakar Parti’nin Brexit taraftarı üyeleri çok daha sıkı vize kısıtlamaları getirilmesini isterken, May öğrencilerin net göçmen sayısından çıkarılması fikrini kabul etmedi.

Halihazırdaki ilk sorun İngiltere’de yaşayan AB vatandaşlarının durumu olacak. Oturum haklarını ellerinde tutmaya devam edecekler mi? Bugün itibariyle gelen yeni göçmenler aynı haklara sahip olacak mı? Burada Londra tasarımcılarının İlk On’unun Erdem Kurtoglu (Kanadalı Türk); Roksanda Ilincic (Belgratlı bir Sırp ); Marques‘Almeida (Portekizli ikili) ve Mary Katrantzou (Yunanistan doğumlu) gibi isimlerden oluştuğunu unutmamakta fayda var. Ve defile döneminde Londra’da bulunanların gözlemleyebileceği üzere neredeyse her koleksiyon kıta Avrupa’sında üretilen kıyafetler ve aksesuarları tanıtıyor.

Sir Paul Smith yaptığı açıklamada, referandum sonucuna herkes kadar şaşırdığını, Avrupa’ya kesinlikle sadık olduğunu, kıta boyunca mağazalar ve showroom’lara sahip olduğunu, 1976’dan beri erkek koleksiyonunu Paris Moda Haftası’nda tanıttığını ve kumaşlarını İtalya ve Avrupa’nın diğer kentlerinden aldığını ifade etti.

AB’den çıkışın mal ve hizmet alımı veya müşteri güveni üzerindeki etkisinin ne olacağını öngöremediklerini ancak bağımsız bir şirket olarak fırtınaya karşı duracak kadar esnek olduklarının altını çizen Smith, uzun süredir bu işi yaptıklarını ve birçok farklı krizle karşılaştıklarını belirtti.

Daha önce genç bir Londralı tasarımcı veya bir moda markası diğer 27 AB ülkesindeki büyük mağazalara veya butiklere satış yaparken yalnızca bir nakliye gerçekleştiriyordu. Moda dergileri için ise Milano veya Paris’ten çekim için giysi getirtmek sadece bir DNL veya Fedex teslimatına bakıyordu. Brexit sonrasında ise Londra’dan giysi getirmek uzun süreli bir gümrük geçiş belgesi gerektirecek ve zaman ve paraya ihtiyaç duyulmasına neden olacak.

Ayrıca birçok İngiliz tasarımcı podyum defilelerini kıtada sunuyor. Yalnızca Paris’te Vivienne Westwood, Stella McCartney, Alexander McQueen ve Paul Smith karşımıza çıkıyor. Ayrıca her sezon İngiliz Moda Konseyi Marais’de yer alan London Show Rooms’un sponsorluğunu üstleniyor.

Gerçekte yüzlerce Londra koleksiyonu her sezon podyum defilelerini ve ön koleksiyonlarını Paris showroom’larında sergiliyor. Brexit tüm bu faaliyetlerin hepsini lojistik kabuslarına dönüştürecek.

Podyum defilesini Londra’da gerçekleştiren ve Fransız hazır giyim sezonunda bir showroom’da yer alan Alice Temperley, Avrupa’nın önemli bir rol oynadığını, Londra2nın Avrupa’da satış yaptığını, Avrupalı  fabrikalarla çalıştıklarını, birçok çalışanlarının ve iş ortaklarının Avrupa’dan geldiğini ifade ediyor.

Brexit’ten beri ise, İngiliz Pound’unun düşüşe geçtiğini ve Temperley gibi UK markaları için üretimi daha pahalı hale getirdiğini belirtiyor.

Temperley Fashion Network’e yaptığı açıklamada her zaman birlikte daha güçlü olduklarına inandığını ancak Brexit’in yakında bir gerçekliğe dönüşeceğini ve bu yeni dünyadaki faaliyetlerini öngörmek ve güçlendirmek için hızlı hareket etmeleri gerektiğini belirtti. Kendisinin bir tasarımcı ve iş kadını olduğunu belirten Temperley, dinamik ve büyüyen bir şirketin kreatif direktörü olarak bariyerlere inanmadığının altını çizdi.

Zayıflayan Sterlin aynı zamanda Burberry gibi mega markaları da etkiledi. Brexit’in bekledikleri sonuç olmadığını ifade eden Andrew Roberts, zayıflayan Pound’un UK’ye turist akışını pozitif olarak etkilediğini ve Burberry’ye hesap bağlamında bir yabancı kur etkisi sağladığını belirtti.



Instagram: Vivienne Westwood

 
Avrupa Birliği dünyadaki en büyük birleşik Pazar. Lordlar Kamarası’nın ortaya koyduğu son bir rapora göre, AB İngilter’nin tekstil ve giyim alanındaki en büyük pazarı ve ihracatın %74’ünü ortaya koyuyor. AB’ye ihracat oranı 2012 yılında 4,9 milyar Pound’dan 2016’da %36 yükselişle 6,7 milyar Pound’a ulaştı.

Roberts ayrıca müzakerelerin sonucunu öğrenene kadar bir yorum yapamayacaklarını, kontrol edebilecekleri şeylere odaklanmayı sürdürdüklerini ifade etti. Nasıl ve nerede etkilenebileceklerini araştıran ekiplerinin olduğunu belirten Roberts Brexit sonucunda herhangi bir olumsuz maliyet etkisini hafifletmeye çalışacaklarını açıkladı. Ve gururlu bir İngiliz markası olarak, UK içerisinde üretimi sürdüreceklerinin altını çizdi.

İronik olarak May aslında kalmak için oy verdi ancak başbakan olmasından beri “Sert bir Brexit” politikası izlemeye başladı, göçmenlik üzerine çok sert kontroller getirilmesini ve UK’nin hem Tek Pazardan hem de Gümrük Birliği’nden ayrılmasının görüşülmesini talep etti.

İngiliz Moda Konseyi’nin CEO’su Caroline Rush yaptığı açıklamada AB’den ayrılmaya yönelik halen cevaplanmamış sorular olduğunu ve Theresa May’in 50. Madde’yi işleme koymasının bu sorulara hemen çözüm getirmeyeceğini ifade etti. İngiliz moda topluluğu AB’den ayrılmaya karşı olsa da, kararın artık alındığını sektörün her türlü anlaşmada temsil edilmesine odaklanmanın gerektiğinin altını çizdi.

Geçtiğimiz Haziran ayında BFC 500 tasarımcıdan Brexit üzerine fikirlerini sorduğunda yalnızca %4,3’ü ayrılmaya oy vereceklerini ifade etmişti. Referandumdan beri BFC bakanlarla toplantı düzenledi ve parlamento üyeleriyle yuvarlak masa görüşmeleri yaptı Eylül’de UK Moda Haftası için “London is Open for Business”  sloganı ile karşımıza çıktı. May 10 Downing Street’te moda sektörünün katılımcılığı ve eğitimini kutlamak için bir resepsiyon verdi.

Referandumda sonuçlar %52’ye karşı %48 olarak ortaya koyulmuştu. Ancak yapılan araştırmalar genç moda evlerinin ve tasarımcılarının uluslararası ayrılığa yönelik görüşleri konusunda oldukça sessiz olduğu göz önüne koydu.

May’in tusk’a ilgili mektubu göndermesinden bir gün önce İskoçya parlamentosu ikinci bir bağımsızlık referandumu gerçekleştirmek üzere oylama yaptı. Hem İskoçya hem de Kuzey İrlanda 23 Haziran’da Brexit’e karşı oy verdi. Kuzey İrlandalı seçmenlerin %56’su Brexit’e karşı oy verirken, bu bağlamda en büyük korkuları İrlanda Cumhuriyeti ile aralarında daha sert gümrük önlemlerinin alınması bunun da gümrük tarifelerinde artışa neden olması ve UK’ye göçmenler için bir arka kapı oluşmasının önüne geçilmesi olduğu ifade edildi. Bu bölge AB ve UK arasındaki tek kara sınırı olacak. Bu tür bir durum Barış Süreci’nin gerilmesine neden olacak Ulster’de yalnızca on yıl önce sonra eren 25 yıllık iç savaş döneminin barış bileşenlerini etkileyecek.

Brexit’in tasarımcıları sessizleştirdiğinin en açık örneği ise son Londra sezonunda en iyi on defileye yönelik Vogue Runway listesinin başında yer alan .W. Anderson (Kuzey İrlanda); Christopher Kane (İskoçya) ve Simone Rocha’nın (Güney İrlanda) bu duruma yönelik yorum yapmayı reddetmesi oldu.




 
 

Çeviren Gözde Meriç

Copyright © 2019 FashionNetwork.com Tüm Hakları saklıdır

ModaLüksBusiness
BÜLTENE ÜYE OL